Veda Haccı

Veda Haccı ve Hutbesi (M. 632- H.1O)

Hicretin dokuzuncu yılında Hazreti Ebû Bekir, Hac Emîri seçilmiş ve 300 müminle Hac ibadetini yerine getirmişti. Hazreti Ali ile beraber kâfirlerin artık Kabe'yi ziyaret edemeyeceklerini bildirmişlerdi. Bunun üzerine müslüman olmayan kabileler de imân ile şereflendiler. İslâm Dini Arap yarımadasında girmedik yer bırakmadı.

Bir sene sonra, hicretin 11. milâdın 632'nci yılında, Peygamberimiz Aleyhisselâm 40 bin kişilik bir topluluk ile haccetmek üzere Mekke'ye gitti. O'nun gelişini duyan müminler Zilkade ayında Mekke'de toplandı. Böylece Peygamberimiz Aleyhisselâm hac sırasında 124 bin kişilik bir İslâm topluluğuna hutbe okudu. İslâm Dininin tamamlandığına işaret ederek, insanlığı maddî ve manevî huzura, kurtuluşa kavuşturacak şeriat hükümlerini, sonsuz nimetleri bildirdi, nasihatlar etti.

Büyük peygamber, Efendimiz Aleyhisselâm devesinin üzerinde idi. Devesinin yularından Amr b. Harice tutuyordu. Devenin ağzından çıkan köpükler, Amr b. Haricenin başına dökülüyordu. Efendimizin sözlerini tekrar edecek olan da gür sesiyle meşhur, Rebia b. Ümeyye b. Halefti. Ve Resülüllah Efendimiz sözlerine şöyle başladı:

Cenabı Hakka Hamdü sena ederiz. Ona döneriz. Nefislerimizin fenalıklarından ve kötü amellerimizden Allaha sığınırız. Allanın hidayet ettiğini kimse yoldan çıkaramaz. Allanın şaşırttığnı da kimse doğru yola getiremez. Şehadet ederim ki Allahtan başka ilah yoktur. Birdir, eşi ve ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve peygamberidir. Ey Allanın kulları! Allahtan korkmanızı ve O'na itaat etmenizi vasiyet ederim.

Ey insanlar! Sözlerimi dikkatle dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada, ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğim.

Sonra da Peygamberimiz Aleyhisselâm Rebia b. Ümeyye'ye size:

"Ey insanlar! bu hangi beldedir, diye soruyor de. Buyurdu. Rebia b. Ümeyye de bunu bağırarak onlara duyurdu.

Onlar da haram ve dokunulmaz olan beldedir, diyorlardı.

Peygamberimiz, "Söyle onlara Allah sizlere kanlarınızı ve mallarınızı rabbinize kavuşuncaya kadar bu beldeniz gibi haram ve dokunulmaz kılmıştır. Sizler muhakkak rabbinize kavuşacaksınız. Amellerinizden işlediklerinizden sorguya çekileceksiniz" buyurdu.

-Tebliği ettim mi? diye sordu. Sonra elini semaya kaldırdı. Ey Allahım bunlara tebliğde bulunduğuma şahit ol dedi.

"Kimin yanında emanet varsa, onu hemen sahibine teslim etsin. İyi biliniz ki üç şey müslümanların kalblerine kin ve kıskançlık sokmaz.

1- Allaha ihlaslı olarak amel etmek.

2- Emir sahiplerine nasihatte bulunmak.

3- Müslümanların cemaatına İtikat ve salih amelde tabi olmak(ki onlar dua ederlerse dualarının kabul ve arkalarındakilerine de şamildir.). İyi biliniz ki cahiliyet devrine ait her şey ayaklarımın altına konulmuş, hükümsüz sayılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası da bize ait, kan davalarından İbni Rebia'nın kan davasıdır. Cahiliyet devrinde olan, bütün faizler de kaldırılmış, hükümsüz sayılmıştır. Kaldırdığım ilk faiz, Amcam Abbas'ın faiz alacağıdır, onun da tümü kaldırılmıştır. Fakat ana paralarınız size aittir, sizin hakkınızdır. Ne. bundan fazlasını isteyip borçlulara zulmediniz, ne de hakkınızdan aşağı alıp, mazlum duruma düşünüz. Allah faiz yoktur diye hükmetmiştir.

Şimdi ey insanlar! Şeytan Muhakkak ki şu toprağınızda kendisine tapınmaktan temelli olarak ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışındaki ufak tefek işlerinizde, Şeytana itaat edecek olursanız, bu onu hoşlandıracaktır. Dininiz üzerinde ondan sakınınız.

....................

Ey İnsanlar! Kadınlar hakkında Allahtan korkunuz. Çünkü siz onları ancak Allanın emaneti olarak aldınız. Ve kendileri ile evlenmeyi de Allanın kelimesi (Dini Nikâhla) helal edindiniz.

Ey insanlar şüphe yok ki sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız vardır, onların da sizlerin üzerinde hakkı vardır. Sizin onların üzerinde hakkınız döşeğinize sizden başka hiç kimseyi ayak bastırmamaları, fuhuş irtikab etmemeleri, istemediğiniz kimseyi izniniz olmadıkça evlerinize sokmamalarıdır. Eğer onlar bunun aksini yaparlarsa, Allah size onları yatakta yalnız bırakmanıza izin vermiştir. Kendilerini fazla incitmeyecek şekilde dövebilirsiniz de .. Eğer uysallık ederler size boyun eğerlerse onların üzerinizdeki hakkı maruf veçhile yani memleket adet ve geleneğine göre kendilerinin bütün yiyecek ve giyeceklerini sağlamaktır. Kadınlar hakkında hayırlı olmanızı tavsiye ederim.

Çünkü onlar yanınızda zayıftırlar. Emanettirler. Kendileri için bir şeye malik değildirler.

Ey insanlar! size tebliğ etmiş olduğum sözlerimi aklnızda iyice tutunuz. Ben size öyle bir şey bıraktım ki Ona sımsıkı sarılırsanız hiçbir zaman sapmazsım. O Allanın kitabıdır. Allanın Peygamberinin sünnetidir. Ehli beytimdir.

Ey insanlar sözümü iyi dinleyiniz ve aklınızda iyice tutunuz. Müslüman müslümanın kardeşidir. Ve böylece bütün müslümanlar kardeştirler. Kişiye kardeşinin malı, kendisi onu gönlünden kopararak vermedikçe helal olmaz. Kendinize zulüm ve yazık etmeyiniz.

-Allah Aşkına tebliğ ettim mi? diye sordu. Müslümanlar da Allah için evet dediler.

Peygamberimiz,

-Ey Allahım şahit ol, diyerek Allahı şahit tuttu.

Sakın benden sonra kâfircesine cahiliyet hallerine dönmeyiniz. Ve birbirinizin boynunu vurmayınız.

Ey insanlar rabbınız bir, babanız birdir. Hepiniz Ademin soyundansınız. Adem de topraktandır. Allah katında sizin en şerefliniz en muttekı olanınız, Allanın emirlerini en çok yerine getiren, yasaklarından da sakınanınızdır. Arabın Araptan olmayana üstünlüğü ancak takva iledir, buyurdu.

Ve

-Tebliğ ettim mi ?diye sordu.

-Evet, dediler. Sizden burada bulunanlar bunları bulunmayanlara da tebliğ edip ulaştırsın.

-Ey insanlar! Size azası kesik bir köle bile emir tayin edilecek olsa sizi Allanın kitabı ile idare ettiği zaman onu dinleyiniz ve itaat ediniz, buyurdu.

Sonra müslümanlara sordu:

-Benim hakkımda ne diyeceksiniz bakayım? . Müslümanlar:

-Allah tarafından getirdiklerini bize tebliğ ettin, peygamberlik vazifeni yerine getirdin, bize nasihat ettin diye şehadette bulunacağız dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, Şehadet parmağını havaya kaldırıp halka işaret ederek"

-"Allahım şahit ol, Allahım şahit ol, Allahım şahit ol!"

Vesselamü Aleyküm ve rahmetüllahi ve berakâtühü buyurarak hutbesini sona erdirdi.

Peygamberimiz Aleyhisselâm bundan sonra haccetmediği için, bu haccı ve hutbesi "Vedâ Hacı" ve "Vedâ Hutbesi" olarak anıldı. Bu hac emri sırasında 63 deve kurbanı kendisi kesti. Kalanlarını Hazreti Ali keserek 100'e tamamladı. Peygamberimiz Aleyhisselâm, her sene için bir kurban keserek ömrünün 63 senede sona ereceğine, İslâm Nurunun tamamlanmasıyla, dünyadan ayrılacağına işaret etti. Kabe'de 10 gün kaldıktan sonra Medine'ye döndü.

Ek Bilgi